Fantezi Futbol - Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantezi Futbol - Genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2008 Pazar

Euro 2008 Fantezi Futbol


Turkcell Süper Lig 'imizin sonu geliyor ama yaklaşan Euro 2008 'le beraber fantazi futbol sever bünyeleri yeni bir heyecan dalgası saracak. UEFA'nın resmi sitesi McDonald's Fantasy Football için kayıtları açmış durumda. Üstelik 26 Mayıs'taki hazırlık maçlarının da dahil olduğu süreç Warm -Up olarak değerlendirmeye tabi tutulacak ve başarılı olan yarışmacılar şampiyona için ücretsiz bilet kazanabilecekler. Futbolsuz geçen yaz aylarında BFFK ekibi olarak Euro 2008 için de minyatür bir kapışma neden olmasın ??? Hem UEFA'nın sitesi kendi ligimizi özel olarak oluşturma imkanını da veriyor.
Not : Yine BFFK adında kendi ligimizi oluşturduk . Lige katılmak için takımınızı kurduktan sonra Join League butonuna basarak aşağıdaki kodu girin :
BFFK — Code : 43963-5748

14 Mart 2008 Cuma

Fantezi Futbol Çelişkisi


Tunç Bozacılar yazılarına devam ediyor . Fantezi futbol ve gönül verilen takım arasında yaşanan ikilemi aktarıyor bu sefer satırlara ...


Bir Beşiktaşlı olarak geçen hafta yaşanılan bir olayı ( ki herkes yaşamıştır ) nakletmek istiyorum. Haftalık oyuncularımızı seçmiş, onların puan alacağını düşünerek sevdiğimiz takımın maçına seyredaldık. Beşiktaş'tan sadece Delgado kadromda yer alırken bunu düşünmemeye çalışıp kazanalım da golü kim atarsa atsın düşüncesi alıp başını gitmişti.
Beşiktaş 15 dakikalık oyunu rakip alana yıkma harekatından İ.Toraman ile golü bulup bizi zevklere salmış iken golü atan şahsın rakibim Engin Gürses’de olduğunu düşünüp Beşiktaş'ımın attığı gole üzüntü duyarken buldum kendimi. İçten içe maç böyle bitsin ancak bir tane yiyip Engin puan kaybetsin , 2-1 kazanalım düşüncesi içimi kemirmeyi bırakın maçtan daha önemli hale dahi gelebiliyordu.
10 dakika sonra Gençlerbirliği golü attı. Beşiktaş gol yemiş ben sevinecekmiydim? Sanırım evet. Rakip puan kaybetmişti. 5 puan daha az alacaktı. Ama ya Beşiktaş? Çelişkiler çelişkiler çelişkiler... Delgado'nun direkten dönen vuruşu ile top da 8 puan da aynı yere doğru gidiyordu. Beşiktaş gol atsındı ama Delgado atsındı. Bobo değil. Önemli olan Beşiktaş mıydı golü atan adamın kazandıracağı puanlar mıydı ? Elbette sorunun cevabı belli ancak içi kemiren nedir? Bir gün sonra kadromda olan Alex’in gol atmasını istemek mi , Fenerbahçe beter olsun puan kaybetsin mi ? Yine sorunun cevabı belli ancak siz bir de 2 asist yaparken Alex, Fenerbahçe maçını zevkle izleyen Tunç’u görün.

Not : Bu hafta içim kan ağlayarak Gökdeniz’i almayacağım !!!

8 Şubat 2008 Cuma

Asist Karmaşası


Fantezi Futbolda daha sonuçlar açıklanmadan, geceden , kimin kaç puan alacağını hesaplıyoruz ; hatta telefonlarda da gayri resmi olarak haftanın birincisini ilan ediyoruz fakat bu konuşmalar içinde “Asist sayılır mı , sayılmaz mı ?” diye bir tartışma alıp başını gidiyor çoğu zaman. Ve genelde ertesi gün puanlar açıklanınca, tahmin etmediğimiz paslar asist sayılıyor, kesin gördüklerimizden ise puan alamamanın şaşkınlığını yaşıyoruz.

Aslında asist kavramının futbol için hala bir muamma olması köken olarak basketboldan devşirme olmasından kaynaklanıyor. Zira asistin “gol pası” dışında hala net bir tanımı yok futbol literatüründe. Herkesin hemfikir olduğu kapsamlı bir tanım olmayınca , çalımlarla tüm yarısaha katedilerek atılmış olan bir golden önce verilen bir yan pas da , kornerden cezasahasına şandellenen kör bir şişirme de asist sayılıyor. Gazetelerde çıkan haftanın değerlendirmelerinde yeni yeni kendine yer bulmaya başlayan asist krallığı, böyle olunca her gazetede farklı bir sıralamaya dönüşüyor. Bir bakıyorsunuz sanki Avrupa’nın tüm asist kralları Turkcell Super Ligimizde toplanmış . Oysaki İtalya, İspanya,İngiltere gibi liglerde duran toplardan atılan goller asist olarak değer kazanmıyor.

Aynı kargaşa pek tabii, fantezi futbolda da mevcut. Korner ve duran toplardan bol keseden yazılan asistler , penaltı yaptıran oyuncuya ya da direkten dönen topla takım arkadaşı boş kaleye golü kaydetmeden önce 2 – 3 çalım atıp doksan direğine topu lambalayan oyuncuya yazılmıyor.

Çözüm ; asist puanlarının netlik kazanması için Kurallar bölümünde asistin tanımının madde madde belirtilmesi . Muhtemelen asistin aşağıdakine yakın maddeler dahilinde tanımlanması karışıklığı giderecektir .

a ) Golü atan futbolcunun topa maksimum 3 kez dokunması şartıyla ( örneğin ; göğüs kontrol , indirip düzeltme ve şut ) verilen pas , orta vs. asist olarak değer kazanır.
b ) Duran toplardan gelen topu bir futbolcu direk gol yaparsa (rakip de olabilir) , bu duran topu kullanan futbolcunun hanesine asist yazılır.
c ) Penaltı yaptıran futbolcuların hanesine asist yazılır. ( Penaltıyı yaptıran futbolcu penaltıyı kendi kullanırsa sadece gol puanını alır , asist puanını almaz.) Frikikten atılan gollerde ise serbest vuruşu kazandıran futbolcuya asist yazılmaz .( Penaltının aksine frikikte bireysel becerinin daha ön planda olmasından hareketle )
d ) Direkten dönen topun takım arkadaşı tarafından tamamlanarak gol yapıldığı durumlarda topu direğe nişanlayan oyuncuya asist yazılır. ( direkten dönen topu aynı oyuncu tamamlayıp golü atarsa asist sayılmaz . )
e ) Rakip futbolcunun kendi kalesine gol atmasına yol açan paslar, ortalar vs., bunu sağlayan futbolcunun hanesine asist olarak yazılır.

1 Ekim 2007 Pazartesi

Yanıt geldi !!!


Nasıl olsa cevapsız kalıyor mailler, Feedback falan, esip gürlemiştim bir önceki postta.Dün mail kutumda hafif kapak tadında bir mail gördüm :) "ntvspor.net yayın yönetmeni" sıfatıyla.Bir önceki postta temas ettiğim savunma oyuncuları sorunsalı konusunda yanıt içeriyor."Hele şükür" falan deme geyiklerine girmeyeceğim.Ben yine cevap beklemiyordum çünkü; ama en azından artık sallanıldığını bilmek güzel ... Maili olduğu gibi kopyalıyorum aşağıya :


engin bey,
aslında temas ettiğiniz sorun konusunda çok haklısınız. biz de tereddüte düştük. lakin bu aşamada yapabileceğimiz bir şey yok. oyunun yazılımı bu kadar detaylı ihtimaller üzerinden tasarlanmamış. dolayısıyla bu özel durumda serdar kurtuluş’un oyunda olmadığı süre içinde beşiktaş’ın yediği goller nedeniyle puanı azalıyor. bu şu anda dikkatimizi çeken tek örnek. muhtemelen buna benzer durumlar bir çok kez oldu... sözgelimi bir gençlerbirliği-manisa maçında yaşandığında (bu takımların oyuncuları ‘üç büyükler’e göre daha az kadroya alındığından) dikkat bile çekmiyor olabilir / olmuştur.
sorunun şöyle bir yanı da var. puanlama sistemi her katılımcı için aynı olduğundan bu hafta sizin başınıza gelen, ilerleyen haftalarda başkalarının da başına gelecektir. 34 haftanın sonunda –en azından teorik olarak- herkes eşite yakın bir maduriyet yaşayacaktır. (elbette şanslılar ve şanssızlar ayrımı maalesef burada da yaşanacak.)
sonuç olarak... gelinen noktada yazılımı yeniden oluşturmamız neredeyse imkansız.
ilginize çok teşekkürler ve bol şans...

adnan bostancıoğlu
ntvspor.net yayın yönetmeni

27 Eylül 2007 Perşembe

Sonradan oyuna giren defanslar


Sonradan oyuna giren defans oyuncularının puanlamasında bir belirsizlik söz konusuydu. Geçen hafta bu belirsizlik su yüzüne çıktı , bizim nezdimizde de muammaya dönüştü. 38. dakikada oyuna giren ama oyuna girdikten sonra takımı hiç gol yemeyen BJKli Serdar Kurtuluş kaç puan alacak tartışmalarını sonuçlandıramadık. Kaderimize razı pazartesi sabahını, puanların açıklanmasını bekledik.Serdar Kurtuluş oyuna sonradan girse de takımı önceden 2 gol yemiş olduğundan hareketle - 3 puan almıştı. Buna benzer GSli Uğur Uçar ise 2. yarıda oyuna girip takımı gol yemediği için 4 puanla değerlendirildi.

Anlaşıldı ki oyuncunun oyunda bulunduğu sürede yediği gol esas alınmıyor.Takımının maç boyunca gol yiyip yememesi esas alınıyor. Peki diyelim Uğur son 5 dakika oyuna girseydi takımı hiç gol yemediğinden o 5 dakika için yine 4 puan alacak mıydı? ya da Serdar Kurtuluş yine son 10 dakika oyuna girseydi yine - 3 le mi değerlendirilecekti ? Bununla alakalı - yani sonradan oyuna giren oyuncuların durumu - bir "en az oyunda kalma süresi" kriteri konamaz mı ???

Bunu olduğu gibi kopyalayıp sitedeki iletişim bölümüne yazıp göndereceğim ama bundan önceki en az 20 mailimde olduğu gibi yanıtsız kalacak yine biliyorum. Oraya öyle "Mesajınız bize ulaşmıştır, Teşekkür ederiz" yazmakla olmuyor bu işler ...


Yetkililer için sözlük anlamı :
FEEDBACK : Herhangi bir konuyla ilgili bir bireyin hizmetine sunulan materyali (öncelikle bilgi) o işle ilgili kullandıktan sonra sağlayıcısına döndürdüğü, derlediği sonuçlarla ilgili ampirik fayda. Geri bildirim.

18 Eylül 2007 Salı

Şampiyonlar Ligi Fantezi Futbol


Diyorum bu iş hastalık diye , paçayı kaptıran bir daha iflah olmuyor. UEFA'nın resmi sitesinin düzenlediği Şampiyonlar Ligi fantazi futbol başlıyor.Kurallar ve puanlama bizimkinden biraz daha farklı ,açıkçası bizimkinden daha komplike ve profesyoneller .

14 Eylül 2007 Cuma

Uyan da balığa çıkalım ...


Başlarına taş düştü galiba. Normalde bu sezonun böyle gitmesi , transferlerin işlenmemesi , yeni oyuncuların hala eski takımlarında gösterilmesi , paftan çıkan oyuncuların listeye eklenmemesi gerekiyordu. Zira 3 senedir böyle alışmıştık. Devre arasında transfer olan Servet tüm 2. yarı boyunca hala Fenerbahçe'de gözükür, Beşiktaş forvetlerinden birini seçmeye kalktığınızda yeni gelen Bobo , Gökhan Güleç ve Thomas Jun 'undan birini bulmak mümkün olmaz , Biz buna alışmış hatta artık son olarak "Bu Fantazi futbolu yapanlar harbiden de futbolu takip eden tipler değil" yargısına ulaşmıştık.

Şimdi bir yenilikten bahsediyorlar. Gerçekten düzeltilmiş kadrolar. En basitinden Batuhan 'ı almak akıllarına gelmiş mesela .Gerçi şimdi de mevki yanlışları olmuş Bebe , Mehmet Çakır ilk haftalarda gol atınca forvet olup çıkmışlar. Neyse buna da şükür ! 2. yarıda da ara transferleri listeye zamanında işlerlerse, belki bir nebze olsun karizmayı kurtarırlar.

10 Eylül 2007 Pazartesi

Piknikte Dömivole


İletişim Yayınlarının futbol kitapları serisi çıkarmaya başlamasını Türk futbol okuyucusu, ( böyle bir tanımı da yeni uydurdum :) ) açısından bir milat kabul edersek, sanırım çok da abartmış olmayız . İslam Çupi , Halit Kıvanç gibi duayenlerin ve Tanıl Bora , Yiğiter Uluğ , Mehmet Demirkol gibi yeni dönem usta yazarların futbol üzerine kalem oynattığı kitaplar pek çok futbolsever için hazine niteliği taşıyor.

İletişim yayınlarından çıkan son futbol kitabı Piknikte Dömivole . Farklı biçimdeki futbol sevgilerinden konu alan kitapta , fantezi futbol tutkusu üzerine yazılmış çok güzel bir bölüm de var. Yazar , fantezi futbol sayesinde kazandığı futbol görgüsü ve zevkini çok içten ve samimi bir dille kaleme almış. Okunmaya değer ...

“Manyaklar, kafayı takmışlar hatta sıyırmışlar...” diye tanımlıyor elinizdeki derlemenin editörleri, kitaba katkıda bulunan yazarları. Futbolla düşüp kalkan ama bunu ortalama futbolseverden hayli farklı biçimde yapan, takıntılı insanlar. Kimisi ücradaki bir takıma veya uzak diyarlarda oynanan topa dikmiş gözünü, kimisi istatistiğe, kimisi “futbol folklörü” dediğimiz şeye veya olmadık bir teferruata... Futbol sevgisine verilen emekle dolu bu kitabın Erdinç Sivritepe’ye bir armağan olması, boşuna değil. Bilenler bilir; takıntılı bir futbol tutkusuna ömürlük emek gömmüş birisi Erdinç Sivritepe.

http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1320

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Bizim çocuklar ...


Tamam , Şampiyonlar Ligi'nde, Premier Lig 'de futbol bambaşka oynanıyor. Ronaldinhoları , Kakaları , Gerardları , Lampardları tv başında izledikten sonra Lig tv'de herhangi bir maçı izlemek zulüm haline dönüşebiliyor ama ne olursa olsun yine de radyoda "Mikrofonlarımız şimdi Kamil Ocak stadında" gibi anonsları duyduğumuzda bizimkileri takip etmenin hazzının da bir başka olduğunu hatırlıyorsunuz . Eski açık müdavimi yaşlı amcalardan görüp özenmiştik ligde tuttuğumuzun dışındaki takımları da takip etmeyi . Kasımpaşa - Büyükşehir Belediye maçının kaç kaç bittiğini sorduktan sonra " Abi asisti kim yaptı ? "sorusunun karşılığı olarak anlamsız bakışlar ve "olm, git kafamı buluyorsun" cevabına alışkın artık bu bünyeler .

Futbol gerçekten bir hastalık, üstüne üstlük burda bizim mahallenin çocukları oynuyor ...